| Al Kına
kayıp dumanlı ve ne idüğü belirsiz başıboş cümleler takılmış peşine tozlu caddelerin özenti yüzlerine yasaktı günbatımı o ‘öteki’ şehirlerde yasaktı perperişan duruvermek seyrü sefalarda güneşin narince okşaması tenleri,sımsıcak oluvermek nar çiçekleri koynunda haz duymak garipti,günahtı mutlu olmak.. kan damlardı inceden asmalardan cidden neydi bu ritüel bu ses kısıklığı bu serseri bu seri kavga günler doğarken mor dağlarda bilinmezler görünmezler sessiz sedasız karışırlar bir avuç gözyaşına. ağıtlarla batar ‘gün’ kıyılarda mevsimler takılı kalmış hazanda bunca yürek parçalayan hezeyanda kuşatılmış olduğumuz bu cereyanda sevdalar, türküler bu yanda bir çocuğun gülüşü işlediği anda yaşasan da yaşamasan da farketmez mi güneşi doğurmak davullarla zurnalarla zararsız, yalınayak koşmak umutlarda uçurtmalar salma vakti şimdi düğünümüz var bir gün’ün hatrına al kınananın harcına koyduğum koca bir devir var, aşk var,sevda var emek var omuz omuza. |
|
Dilşah Aytekin Çalım |