Eylül 4th, 2009 at 8:10pm |
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindirResmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna […]
Read the rest of BEKLEYENLER İÇİN
Ağustos 21st, 2009 at 1:25am |
Akşam erken iner mahpusaneye.
Ejderha olsan kar etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.
Akşam erken iner mahpusaneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe.
Karşıda, duvar dibinde,
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekşe…
Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut, dalda kaysı.
Başlar koymağa hapislik.
Karanlık can sıkıntısı…
“Kürdün Gelini”ni söyler maltada biri,
Bense volta’dayım ranza dibinde
Ve hep […]
Read the rest of AKŞAM ERKEN İNER
Ağustos 6th, 2009 at 3:23am |
Kavonoz dibi
o koltukta bıraktığın sıcaklığın
perdelere dokunuşun
titreyen yarı sönük bakışların
sigaranın ilk dumanına kondurduğum ışık
şimdi eskisi gibi değil sohbetlerin ayak sesleri
ciğerlerimi söktün gittin
kaçak nefes alışlarını dizdim sıraya bir bir
abaküse dokunan ilk eller gibi
dokundum her sabah her gece
korkak çaresiz yeltenişlerini anımsadım
bencilliğini
düşe yazdım
kavanoz dibi karalarım
sanmalarım
kıvrık sayfa yaprakları var yüreğimde
inan ben o kitabı bir daha hiç açmadım
Dilşah Aytekin Çalım
Read the rest of KAVANOZ DİBİ
Temmuz 30th, 2009 at 4:56am |
Basma bu eşikte benim kalbim var,
Kalbim ki bir uzak hayale ağlar
Kıskanç bir büyüdür bana uzletim
Zâlim arzularla tutuşan etim,
Her akşam bir çarmıh olur ruhuma
Ben de bilmem nasıl diner bu humma;
Saatler işkence, günler cellâdım,
Ne ben yanlızlığa bir lâhza kandım.
Ne de yalnızlığım benden usandı.
Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı,
Yabanî otlarla örtüldü duvar;
Mermer havuzlarda köpüren sular
Kâh bir ayna oldu kamaşan […]
Read the rest of EŞİK
Temmuz 26th, 2009 at 3:12pm |
Eski bir Türkçe kitabında
rastladım sana.
Sırtın pencereye dönüktü,
odan kararmak üzereydi,
usulca öne düşmüştü başın
yorgun bir düşü taşıyordun omuzlarında.
Birini bekliyordun,
kendini bekler gibi…
Ne zaman aşkın adı geçse
sen gelirsin aklıma…
Sırtın pencereye dönük,
başın öne düşmüş,
bir inanç titreşir, yaralı, yorgun omuzlarında
Ne zaman adın geçse
eski bir Türkce kitabında
aşk kararmak üzeredir odanda.
Cezmi ERSÖZ
Read the rest of AŞK KARARMAK ÜZEREDİR ODANDA
Haziran 24th, 2009 at 12:02pm |
Tüm kuşlar içinde
Bir ben bulamıyorum seni
Başımda bir ağrı ki sorma
Biraz daha özlüyorum seni
Bu basıncı düşük devirde
Biraz daha sana yakın
Ve
Sen kokarak uyanıyorum
Sesi kısılmış şehrinde…
Daha yakınsın sandım bu sabah sanki bana
Toprağın daha nemli,
Ve ben bir mazinin ekinoks çizgisinde
Yitip gittiğin o açıyı arıyorum
Başlangıcı sen olan o meridyen çizgisinde
Her gece yalnızlığıma sobeleniyorum
Gözyaşıyla harmanlanan,kan kırmızı kadehimi
Rutubetli tenimin sızısını duymazdan gelip,
senin […]
Read the rest of BASINCI DÜŞÜK BİR DEVİR MASALINDA
Mayıs 27th, 2009 at 8:47am |
Al Kına
kayıp dumanlı ve ne idüğü belirsiz
başıboş cümleler takılmış peşine
tozlu caddelerin özenti yüzlerine
yasaktı günbatımı o ‘öteki’ şehirlerde
yasaktı perperişan duruvermek
seyrü sefalarda
güneşin narince okşaması tenleri,sımsıcak oluvermek
nar çiçekleri koynunda
haz duymak garipti,günahtı mutlu olmak..
kan damlardı inceden asmalardan
cidden neydi bu ritüel
bu ses kısıklığı
bu serseri
bu seri kavga
günler doğarken mor dağlarda
bilinmezler görünmezler sessiz sedasız
karışırlar bir avuç gözyaşına.
ağıtlarla batar ‘gün’ kıyılarda
mevsimler takılı kalmış […]
Read the rest of AL KINA